COBRA VE ISIS’İN CONSTANZ (ALMANYA) KONFERANSINDAN NOTLAR 1. BÖLÜM

Bu notlar konferansa katılan ve kod adları Antares ve Taygeta olan kişiler tarafından tutulmuştur. Cobra’nın birebir söylediği şeyler değildir. Ancak Cobra tarafından okunup onaylanmıştır.
Farklı yıldız sistemlerinden gelmemize rağmen başlangıçta arkonlar tarafından ruhsal bir kontrat yapmaya zorlandık. Ancak amacımız her zaman bu gezegenin ve insanlığın Altın Çağa taşınmasını desteklemektir. En başından itibaren arkonlar bizleri implantlar aracılığıyla görevlerimizi hatırlamamızı engellemişlerdir. Atlantis döneminden gelen ve hala sistemimizde olan implantlar bugünkü tüm inanç sistemlerinin nedenidir.
Bu ilk seviyedeki implantlar ile ilgili ayrıntılar şu an zaman uygun olmadığı için ifşa edilememektedir. Bu durum Matriks yapısının temelini oluşturan ayrı bir realitenin oluşmasına neden oldu. Ve hala bu yapay yapının içindeyiz. Reenkarnasyon döngüsünün içerisinde hapis tutulmuş durumdayız ve bu da programlamanın önemli bir bölümüdür.
İmplantların ikinci seviyesi doğum sırasında takılmaktadır. Geçmiş yaşamlarımızı unutmamızın nedenlerinden biri budur.
Programlamanın üçüncü seviyesi çocukluğumuz sırasında ana-babalarımız tarafından yapılmaktadır. Bunlar duygusal ve zihinsel programlamadır ve içimize tohum olarak atılarak bizi temel bir seviyede tutmaktadır.
Programlamanın dördüncü seviyesi anaokulları ve okullarda yapılmaktadır. Daha sonra da kariyer ve iş dünyasında öyle bir şekilde etki altında kalırız ki Matriks programının içerisinde kalmaya zorlanırız. Örneğin üniversitelerde okutulan fizik 100 yıllık fiziktir ve kuantum fiziğini görmezden gelmektedir. Bilim yanlışlarla dolu olup insanlığın uyanmasını engellemektedir. Termodinamiğin ikinci yasası öyle bir şekilde dizayn edilmiştir ki serbest enerjinin mümkün olmadığını göstermektedir. Görecelilik kuramına göre ışık hızı olabilecek en yüksek hızdır. Uzay araçlarının hareketettiği süperlüminal hızın (ışık hızından daha hızlı) mümkün olmadığı gösterilmektedir.
Programlamanın beşinci boyutu medya, dinler ve organizasyonlar aracılığıyla yapılmaktadır. Örneğin bu programlamada UFO’larla ilgili her şey deli saçması olarak sunulmaktadır. Bütün bunlar kitleleri program içerisinde tutmak ve bu konularla ilgili tartışmaları baskılamak içindir. Halka açık ilk temas ancak bunlarla ilgili bariyerler ortadan kalktığı zaman olabilir.
Geçtiğimiz yılın sonunda Event ile sonuçlanacak olan Kurtuluş fazı başlatılmıştır. Bu gelişim halindeki süreçtir. Pozitif ırklar süreci hızlandırmaya karar verdiler. Bununla birlikte BİZ de bu operasyona dahiliz. Bizler onları aktif ve bilinçli katılımımızla, kararlarımız, niyetlerimiz, isteklerimiz ve eylemlerimizle desteklemekteyiz.
Geçen yıl (2014) Aralık ayında gerçekleşen IS:IS portal aktivasyonu en zor olanlardan biri olup çok iyi sonuçlar doğurmaktadır. Bu sonuçlardan biri Tanrıça Dou Mu’nun dönüşüydü. Farklı bir yıldız sisteminden gelerek Agartha Ağına girdi.Dragon aileleri onu korumaktadır. Onun pineal bezininin fonksiyonunu korumak için özel bir lazer teknolojisi kullanmaktadırlar.
15 Aralık 2014’te gerçekleşen IS:IS portal aktivasyonu sırasında astronomik bir ışık üçgeni kurulmuştur. Kozmosun bu bölgesinde 20 lokal galaksi bulunmaktadır. En önemlileri Samanyolu Galaksisi, Andromeda Galaksisi veTriangulum Galaksisi’dir. Bu üç galaksi enerjetik bir üçgen oluşturmaktadır. Milyarlarca yıl önce bu üç galaksinin spiritüel tüm karanlığın çözülmesine hizmet etmeleri kararlaştırılmıştı. Triangulum Galaksisi “üst-ruh” gibi görev görmektedir; dualitenin çözülmesi amacına hizmet eden bir süpervizör gibidir. Geçen Aralık ayı Triangulum Galaksisi, Samanyolu Galaksisine ve Andromeda Galaksisine, bu ikiz-alev galaksilerinin enerjilerini birbirine bağlayan bir ışık sinyali göndermiştir. Bu var olan son karanlığın sonsuza kadar yok olmasını sağlayacaktır. Bu iki galaksi zıt kutupludur ve araların giren tüm karanlığı dönüştürecektir.
Chariklo asteroidinin halkalarında küçük ana gemiler bulunmaktadır. Bu ana gemilerde farklı yıldız sistemlerinden gelen pek çok dişi bulunmaktadır, bu dişiler Tanrıça enerjisine kanal olup gezegene göndermektedirler. Tüm bu enerji gezegendeki kadınlara aktarılmaktadır. Bu, tüm solar sistemde çok büyük dönüşümleri başlatmıştır. IS:IS portal aktivasyonundan sonra çeşitli yıldız sistemlerinden ışık güçleri solar sistemimize artarak girmeye başlamışlardır. Hem fiziksel hem de fiziksel olmayan tüm planlardaki her türlü karanlık buna Kimeranın kalan üyeleri de dahil olmak üzere temizlenecektir.
11 Ocak 1996’daki son Arkon invazyonu sırasında denizaltı nükleer patlamaları ve parçacık hızlandırıcıları ile negatif bir yıldız geçidi yaratılmıştır. Bu enerji vorteksi kozmosta kalan tüm anomalileri Dünyaya getirmektedir. Aşağıdaki, yukarıdaki ve gezegen üzerindeki tüm ışık işçileri ve ışık savaşçıları bu karanlık enerjileri dönüştüren istasyonlar gibidir. Bu temizlenme işlemi şu anda yer almaktadır.
IS:IS portal aktivasyonu sırasında gelen ışık dalgaları gökyüzünde işaretler olarak görülebilmiştir. Cobra konferans katılımcıları arasında bu işaretleri gören olup olmadığını sormuştur. Pek çok kişi gördüğünü belirtmiştir.
Lovejoy kuyruklu yıldızı: Bunun ismi bulan kişin aile adıdır. Bu kuyruklu yıldız geçen Ocak ayında Pleiades’in yakınından geçmiştir. Bunun etkisi arınmada artış ve enerjide artış olarak kendini göstermiştir. Pleiades’ten gelen enerji kuyruklu yıldızın kuyruğuna yönlendirilmiştir.
Gizli Uzay Programı (secret space programme, SSP): Yakın gelecekte Gizli Uzay Programı ile ilgili pek çok rapor ortaya çıkacaktır ve pek çok gerçek ifşa edilecektir. SSP geçtiğimiz yüzyılın ortalarında Almanya Untersberg’deki Thule Örgütünün bir toplantısı sırasında başlatılmıştır. Maria Orsic adında genç bir medyum da toplantıda bulunmaktaydı. Uçan bir diskin yapımı ile ilgili oldukça ayrıntılı bilgiler aldı. Münih üniversitesinden fizikçi W.O. Schuman da toplantıdaydı ve verilen talimatlara göre uçan diski yapacak olan oydu. Thule Örgütünün bahsedilen bu ilk toplantısı Berchtesgarden’da yapılmış olup sonrakiler farklı yerlerde yapılacaktı.
Bir süre sonra Pleiadesliler gelip bir şartla kendi teknolojilerini sunmak istediler: ikinci dünya savaşının ortaya çıkmasını engellemek. Böyle bir anlaşma yapıldı ancak sonradan Naziler tarafından bozuldu. Böylece Pleiadesliler bundan böyle Nazilerle herhangi bir iletişime girmekten kaçındılar. Pleiadeslilerin yerine kısa bir süre sonra Drakolar geldi ve Nazilerle birlikte çalıştılar.
Savaş sırasında bile SSP’nin yoğun bir devresi olmuştu, bu arada Paperclip Operasyonu ortaya çıkmıştı. Paperclip Operasyonunda bilimciler ve teknisyenler ABD’ye Wernher von Braun tarafından getirilip vatandaşlığa geçirildiler. Bu nedenle SSP ve roket yapımı ABD’de devam etti. Halka bunun Apollo programı olduğu açıklandı ancak bu gizli olan SSP idi.
Arka planda ABD ve Sovyetler Birliği birlikte çalışıyorlardı ve 1960’larda bile Mars’ta ve Ayın arka yüzünde üsleri vardı. Bu programa para iki farklı kaynaktan gelmekteydi: birinci kaynak Nazilerin altını ve Asya’dan çalınmış olan altın. İkinci kaynak ise hepimizden alınan paralar, devlete gelirimizin ir bölümünü vermek zorunda olduğumuz farklı yollar vardır. Global finans sistemi nedeniyle tüm insanlar bu işe dahildir, sadece ABD’de yaşayanlar değil. Uzay araçları pahalıdır, ya da en azından SSP’nin başlangıç aşamasında öyleydi (şimdi bunların yapımı yasaklanmıştır). Cobra hepsi dahil 1 trilyon dolar gibi bir rakamdan bahsediyor. ISS’nin kendisi 100 milyar dolar tutarındadır.
60’larda Mars’a, Ay’a, Satürn ve Jüpiter’in aylarına gidebilen dev gemi filoları mevcuttu. Bu operasyonun resmi adı Solar Warden (güneşin gardiyanları) idi ve resmi amaçları güneş sistemimizi korumaktı. Bazı ülkelerin başkanları bunu biliyorlardı. Birleşmiş Milletlerin içinde bunu yöneten gizli bir grup vardı. Solar Warden’ın gerçek amacı ise Drako istilasını hazırlamaktı. Buna ek olarak Drakolar orduya, askeri-endüstriyel komplekse, ABD rejimine ve dünya çapındaki hükümetlere sızmışlardı. Tüm planlar buna göre işliyordu. Bu durum daha önceden bu amaç için hazırlanmış olan yer altı üsleri aracılığıyla gerçekleşen 1996’daki Arkon istilası için Truva atı gibi bir işlev görmüştü. SSP aracılığıyla yıllar içerisinde dünya çapında, çoğu ABD’de olan 2000 adet dev yer altı üs ağı oluşturuldu.
1960 ve 2000 arasında çok yoğun bir uzay savaşı vardı. Işık güçleri dış uzaydaki tahribatları temizlemeye başladılar. 2012’de güneş sisteminin çoğunluğu temizlenmişti,sadece Kimera grubu kalmıştı. Bu gruptan az sayıda varlık vardır ancak temel problem bunların fiziksel ve plazma alanlarındaki strangelet ve toplet bombalarıyla olan bağlantılarıydı.
Dick Cheney ve Donald Rumsfeld de güneş sistemini gezmişlerdir. Çokuluslu şirketler Boeing ve Airbus gibi uzay araçlarının yapımına dahil olmaktaydılar. Bununla ilgili olarak Cobra üzerinde ABD Posta Şirketinin logosu bulunan bir uzay aracının resmini gösterdi.
Şu anda Kimeranın üstesinden gelmenin son aşamasındayız. Çoğu kez şu soru ortaya çıkar: İlk Temas neden henüz gerçekleşmedi? Neden hala tam ifşaat yapılmıyor? Kimera grubunun gezegen yüzeyine inecek ya da temas kuracak olan her türlü uzay aracını tespit eden, Long Island’dan monitörize edilen detektör sistemleri vardır. Long Island’da ayrıca hala parçacık hızlandırıcısı ve klonlama ünitesi bulunmaktadır. Bu klonlama ünitesi Event/finansal sistemin yeniden başlatılması olmadan bazı önemli üyelerin tutuklanmasını imkansız kılmıştır.
Işık güçleri şimdi evrenin her yerinden güneş sistemine gelmektedir. Komutan Ashtar farklı yıldız uluslarından/ırklarından oluşan ruh amaçları Dünya Gezegenini özgürleştirmek olan bir birliktir.
Komutan Ashtar 1950’lerde Eisenhower ile doğrudan temas kurmuştur. Bu temas Edward hava üssünde gerçekleşmiştir. Bu sırada Eisenhower’ın ortalıkta olmamasının sebebi olarak da dişçiyle randevusu olduğu şeklinde açıklanmıştı. (Bu arada Cobra Putin’in Viyana’daki şiropraktör ile olan randevusuna değinip gülümsüyor). Gemi yere indi ve Komutan Ashtar’ın Pleiadeslileri tüm dünyadaki nükleer silahların kaldırılması karşılığında Eisenhower’a teknolojik yardım sundular. ABD ordusu çılgına döndü ve anlaşma imzalanmadı. Komutan Ashtar başka ET güçlerinin gezegene girebileceklerine dair uyarıda bulundu. Sonra da Drakonlar geldiler ve onlarda teknoloji sundular.
Drakolarla anlaşma imzalandı: ordu için teknoloji, yer altı üslerinin yapılması ve SSP için yardım verildi. Buna karşılık insanların kaçırılıp zihinlerinin okunması ve hafızalarının silinmesi ile ilgili testler yapılmasına izin verildi. Bazı ırkların duyguları olmadığı için bunu insan üzerinde araştırmak istediler. Bu yanlış yoldu.
Kısa bir süre önce David Wilcock küre şeklindeki ana gemilerden bahsetmeye başladı. Cobra bu gemilerin ilk dalgasının Mart 2001’de güneş sistemimize girmeye başladıklarını söyledi. Bu gemiler 3000-4000 km uzunluğundadır. Bu gemiler enerjileri stabilize etmeye ve bir yıkımı önlemeye başladılar ve bunda da başarılı oldular.
Kabal olan bitenin farkına vardığında 9/11 ile karşılık verdi.
Bu gemilerin ikinci dalgası geçen Aralık’ta (Aralık 2014), IS:IS portal aktivasyonundan hemen sonra geldi. Şu anda uzunlukları 10.000 km olan daha büyük gemiler dahil olmuştur. Bu gemiler güneş sistemiyle doğrudan etkileşime giremeyecek kadar büyük olduklarından gizlenmiş bir şekilde enerjetik olarak Oort Bulutundan operasyon yapmaktadırlar. Cobra, bu gemiler olmasaydı burada olamayacağımıza ve gezegen yüzeyinin yaşanamaz halde olacağına vurgu yapıyor.
Bu gemilerdeki varlıklar (David Wilcock onlardan Mavi Avianlar olarak bahsediyor) galaksimizdeki ilk ve en eski, böylelikle de en gelişmiş zeki yaşamın olduğu merkezi bir uygarlığın üyeleridir. Şimdi bu gezegenin son kurtuluşu için buradalar. Bu varlıklar aynı zamanda Wingmaker’lar olarak da biliniyorlar. Bunlar fiziksel formdaki kanatlı meleksi varlıklardır. Iona, galaksimizin merkezinden gelen ve eski zamanlarda Tanrıça sırlarını Atlantis’e getiren bir Tanrıçadır.
Wingmaker’ların zaman “kapsülleri” kodlanmıştır ve yenileri ancak bu gezegendeki ışık işçileri titreşimlerini yükselttiğinde ve bu bilgi ve öğretilere entegre olabilecek seviyeye geldikleri doğru zamanda bulunacaktır.
Küremsi ana gemilerdeki varlıklar en yüksek bilgeliğe sahip olduklarından ve arada mutlaka bir iletişimciye ihtiyaç duyduklarından bugüne kadar dünya popülasyonuyla dolaylı olarak, perde arkasından etkileşime girmişlerdir. Yüzey popülasyonu ile bu varlıklar arasındaki titreşimsel uyumsuzluk çok fazlaydı. Zamanlar boyunca Komutan Ashtar’a ve Pleiadeslilere rehberlik ettiler. Şimdi Dünya gezegeniyle daha doğrudan bir etkileşime girmeyi seçtiler.
Bir soru: Bu korkunç dörtlü (unholy four) neden ancak Kimera temizlendikten sonra temizlenecek?
Cobra’nın cevabı: klonlar yüzünden.
Diğer soru: küre gemideki varlıklar özgürleşme işleminin gerçekten yavaş bir şekilde mi olmasını istiyorlar?
Cobra: David Wilcock sadece adı “Luke olan” temasçının bilgisini vermektedir. Küre varlıkları en yüksek duyarlılıkta eşitlenme ve denge için uğraşmaktadır.
Merkezi güneş dev bir Tanrıçadır. Giderek daha aktif hale gelmektedir. Galaksideki tüm varlıkların özgürlüğünü ve galaksinin tamamını tüm karanlıktan temizlemeyi istemektedir. Bu nedenle şimdi “kozmik sevgi okyanusunu” göndermektedir. Bu, galaksi boyunca var olan ve büyük uyanışlar yaratan bir enerji alanıdır.
Merkezi güneş galaksimizdeki tüm enerjinin, atomaltı tüm parçacıkların kaynağıdır. Takyonlar ilk parçacıklar olarak yaratılmışlardı. Pleiadesliler Cobra ile temasa geçip takyonların insanlık için kullanılabilir hale getirilmesini istemişlerdi. Şimdi gezegenin çevresinde takyon çemberleri bulunmaktadır ve ayrıca Cobra takyon ürünlerini bireylere yardım amacıyla önermektedir, gezegen çevresinde çok güçlü takyon çemberleri kurulduğunda bu, kolektife de yardımcı olacaktır.
Soru: Pleiadesliler ve Siriuslulardan ve yükselişten bahsedersek?
Cevap: Onların fiziksel bedenleri var ve 5. – 6. boyut bilinçtedirler. Bu da onların hepsinin “yükselmiş” olmadığı anlamına gelmektedir.
Cobra’ya Pleiadeslilerle ilk yaptığı temas ile ilgili soru soruldu. Cobra’nın ilk teması 1977’de güneş sisteminde gezerken gerçekleşmiş ve “eve” yani Dünyaya geri dönmek istememiş. Pleiadesliler Cobra ile yaklaşık yarım saat konuşup Matriksin içine geri dönmesi, bir nükleer savaşı önlemesi için ikna etmek zorunda kalmışlar. O zaman Cobra bunu tam olarak anlayamamış.

21 – 22 Mart 2015, Constanz

Devam edecek !!!

Çeviren: Lora Ateş

Bir Cevap Yazın

Top
%d blogcu bunu beğendi: